Kireçlenme

Osteoartrit Nedir?

Osteoartrit (OA), dejeneratif eklem hastalığı kireçlenme aynı anlamda kullanılır. Kireçlenme diz eklemi gibi hareketli eklemleri tutar eklem kıkırdağı zarar görür ve aşınır. Eklem aralığı daralır, kıkırdak doku altındaki kemikler de aşınır, kemiklerin bir birine sürtmesi ile de hem hastalık ilerler hem de ağrı artar. OA’da, yaşla birlikte görülme sıklığı artar. OA’nın sosyal ve ekonomik etkileri önemlidir ve tablo 1’de özetlenmiştir. Çeşitli çalışmalar, hasta kayıt sistemleri, veri tabanları ve epidemiyolojik çalışmalardan elde edilen sonuçlar analiz edildiğinde özürlülük nedenleri arasında sayılmaktadır. En sık osteoartrit dizde görülür. Bununla birlikte omuz, kalça, el bileği, ayak bileği, omurga kireçlenmesi de vardır.

OA’nın kadınlarda 7, erkeklerde 12. sırada yer aldığı bulunmuştur. OA yaşlı popülasyonda da özürlülüğün en yaygın sebeplerindendir ve 65-74 yaş grubunda demans, diabet, prostat ve meme kanserinden sonra beşinci sırada yer almaktadır. Bu veriler Framingham çalışması sonuçlarına benzerdir. Bu çalışmada yaşlılarda (ortalama 74 yaş) tek başına diz artrozunun kalp hastalığı, depresyon ve inme ile birlikte dört büyük nedenden biri olduğu görülür. Framingham çalışmasındaki diz artrozluların önemli bir oranı bir kısım günlük yaşam aktivitelerini gerçekleştirememektedir (ağır ev işleri %34, 1 mil yürüme %31, merdiven çıkma %10, bakkal alışverişi %10). Hafif ev işlerini yapma ve 1 mil yürüme işlevinin kalp hastaları ile karşılaştırıldığında diz artrozlularda daha fazla kısıtlandığı görülmüştür. Yaşlılarda özürlülüğün değerlendirilmesine yönelik, ülkemizde yapılan çok merkezli epidemiyolojik bir çalışmada huzurevlerinde kalan 60 yaş üstü 1944 kişi değerlendirilmiştir. Bu kişilerde OA kadınlarda %29.4 ve erkeklerde %14.5 sıklığı ile diyabet, hipertansiyon, koroner arter hastalığı ve kalp yetmezliğini takiben beşinci sırada yer almıştır. Bu çalışmada kadınların %33.2 ve erkeklerin %29.4’ünde günlük yaşam aktivitelerinde yeti kayıpları izlenmiştir. Özürlülük kronik hastalık ilişkisi incelendiğinde ise serebrovasküler olaylarda özürlülüğün üç kat, diyabet, osteoporoz ve OA’da yaklaşık 1.5 kat arttığı izlenmiştir. Koroner arter hastalığında ise risk artışı istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır.

OA’nın etkileri fiziksel sorunlarla sınırlı değildir ve depresyon ve anksiyeteye de yol açabilmektedir. 1998’de yapılan bir çalışmada diz ağrılı 300 hasta, diz ağrısı olmayanlarla karşılaştırılmıştır. Diz ağrısı kuadriseps gücü, radyografik değişiklikler ve depresyonla ilişkili bulunmuştur. Bunun yanısıra özürlülük kuadriseps gücü ve depresyonla ilişkili bulunmuştur. ABD’de jenerik bir ölçekle yapılan bir çalışmada, hastaların yaşam kalitesi benzer yaş grubuna göre düşük, depresyon ve ileri kanser hastalarına benzer bulunmuştur. OA’lılarda komorbid durumların yaygın oluşu ağrı ve fonksiyon kaybına olumsuz etki yapmaktadır. OA’lı hastaların büyük bir kısmında hipertansiyon, kardiyovasküler hastalıklar, periferik vasküler hastalıklar, diyabet ve respiratuar hastalıklar gibi komorbid durumlar vardır. OA nedeniyle kalça cerrahisine giden 1000 hastada yapılan bir çalışmada, iki ya da daha fazla komorbid durumu olanların fonksiyon kaybının hiç olmayanlara göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Hastaların yarısında en az bir komorbid durum olduğu, kormorbid durumu veya öyküsü  olmayanların yalnızca %10 olduğu izlenmiştir. OA’lılarda kardiyovasküler hastalık, respiratuar hastalıklar, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği, HDL düşüklüğü, renal hasar ve diyabet gibi çeşitli hastalık ve risk faktörlerinin daha sık olduğu gösterilmiştir. Komorbidite insidansının bu denli yüksek oluşunun sebebi bilinmemektedir. OA’lılarda komorbidite insidansı yüksektir veya tersi de geçerli olabilir ve adı geçen hastalıklarda OA insidansı yüksektir. Bu konunun araştırılması ve aydınlatılması gereklidir (1).

OA’da diz eklemi normal fonksiyonunu gösteremez. Osteoartrit (OA); genetik, biyomekanik ve biyokimyasal faktörlerin etkisiyle özellikle yük taşıyan eklemlerde ilerleyici kartilaj dejenerasyonu, osteofit, subkondral sertleşme, sinovial membran ve eklem kapsülünde biyokimyasal ve morfolojik deformasyonla karakterize dejeneratif bir patolojidir (2). Diz eklemi, OA’da semptomatik olarak en sık tutulan eklemdir. Diz OA tedavisinde primer yaklaşım ağrıyı azaltmak, eklem hareket açıklığını restore etmek, ve fonksiyonelliği kazandırmaktır.

Şekil 2: OA ve sağlıklı diz eklemi karşılaştırması

Osteoartrit sınıflandırmasında günümüzde kullanılan bir ölçüm tekniği de Kellgren-Lawrence sınıflanmasıdır.  Düz radyografi, OA tanısında temel bir yöntem olmaya devam etmektedir. OA için radyografik bir sınıflandırma şeması oluşturmaya yönelik ilk resmi girişimler, 1957 yılında Kellgren ve Lawrence (KL) tarafından tanımlanmıştır. Kuzey Batı İngiltere’deki Bedford Kömür Madeni’ndeki kömür madencilerinde romatizmayı inceledikten sonra, Kellgren, elde gözlemlenen romatizmanın radyografik değişikliklerinin gözlemciler arası ve gözlemci içi güvenilirliğini araştırmıştır. Farklı gözlemciler arasında geniş bir görüş ayrılığı olduğu sonucuna vardıktan sonra, KL, eklemli eklemlerin OA’sı için standartlaştırılmış radyografilerden oluşan bir sınıflandırma şeması oluşturmaya çalışmıştır. Beş dereceli bir sınıflandırma şeması kullanılmıştır (3).

Şekil 2 Kellgren-Lawrence sınıflandırması

Osteoartrit sadece  eklemleri tutan, görülme sıklığı yaşla bir artan bir hastalık değildir. Yaşam kalitesini düşürün, engelliliği artıran, sadece fizyolojik değil, psikolojik te etkileri olan bir hastalıktır. Sağlıklı beslenme, uygun egzersizlerin yapılması, kilo verme osteoartrit riskini azaltmaktadır. 

Referanslar

  1. Hatice BODUR Dünyada Ve Türkiye’de Osteoartrite Güncel Bakış; Epidemiyoloji Ve Sosyoekonomik Boyut 14 / Özel Sayı 1 / 2011 (7-14)
  2. Ahmad Jawid Ulusyar Diz Osteoartritli Hastalarda Bir Dakika Otur

Kalk Testinin Geçerliği Ve Güvenirliği Yüksek Lisans Tezi Kırşehir-Ağustos / 2025

  1. Mark D Kohn, Adam A Sassoon, Navin D Fernando Kellgren-Lawrence Classification of Osteoarthritis Clin Orthop Relat Res (2016) 474:1886–1893 DOI 10.1007/s11999-016-4732-4